Suriyeli Sorununa Farklı Bir Bakış!


Son verilere göre 3 milyon 618 bin Suriyeli şuanda ülkemizde yaşamaktadır. Kaçak olanları da dahil edersek bu rakam resmi verilerin dışında bizi çok daha fazla bir sonuca götürebilir. Sokaklarda giyimiyle, tipolojisiyle gözlerimize direkt çarpan bu insanlar, toplumun bir çok kesimine antipatik geliyor. Peki bunun sebebi nedir? Çevremde tanıdığım en hümanist insanın bile Suriyeliler hakkında konuşurken kem küm ettiğinin farkındayım. Peki neden? Haklı bir sebebimiz var mı?

       Google'a "200 bin Suriyeli döndü" yazdığınızda farklı tarihlerde birçok haber kanalının aynı rakam ile Suriyelilerin evlerine döndüklerini belirten başlıkla haber yaptığını göreceksiniz. Peki... bunlar doğru mu? Cevap olarak kısmen doğru diyebiliriz. Belli bir sayı evlerine dönüyor, döndürülmek zorunda, fakat hep 200 bin değil, ya da belli bir gönderim tipi mi varda hep 200 bin sayısı karşımıza çıkıyor dersek, bunun cevabı da elbette "hayır" olacaktır. Ancak devletin üst kademesindekilerin de farkında olduğu bir gerçek var ki , o da Suriyelilere karşı halkın antipatisidir. Halkı rahatlatmak için yalan haberler bu konu da çokça çıkıyor. İlk sorumuza dönecek olursak , bu antipatikliğin sebebinin tamamen toplumsal "korku" olduğunu düşünüyorum. Bu korku salt anlamda bir korku değil, bu korku belirsizliğin getirdiği," acaba "ların çok olmasından kaynaklı gelen bir korku. Toplumumuz Osmanlı Devleti döneminden beri bu coğrafyada pek çok farklı toplumla iç içe yaşamış ve sürekli etkileşim halinde kalmıştır. Osmanlı'nın asıl çöküş sebebi de aslında budur. Bu farklı toplumlar kendilerinde öz milliyetçi duyguları hiçbir zaman yitirmediler. Devlet asimile edemedi ve etmesine müsaade edilmedi. Avrupa sürekli olarak azınlık hakları konusunda Osmanlıyı baskıladı, sindirdi. Çok sesliliğin getirdiği dezavantajlar sürekli Osmanlı Devletinin karşısına dikildi. Teknoloji de , bilim de , sanayi de gelişememesi, eğitimin yetersiz olması tamamen bu karmaşık toplumsal yapının sonucudur. Eğitimde birlik sağlanmadı. Zengin ailelerin çocukları iyi eğitim görürken, orta sınıfın çocukları bile iyi eğitim göremiyordu, kaldı ki fakir ailelerin çocukları bu eğitimden faydalansın... Azınlıklar kendi içlerinde örgütlenirken, aynı zamanda Avrupa'nın desteğini aldı, askerlikte ve vergilendirmede imtiyazlar tanındı. Hatırlarsınız bir de kapitülasyonlar var... Kısacası devletin asli olarak önem ve değer vermesi gereken kendi halkı hiçbir zaman o değeri kendi içerisindeki azınlıklar ve yabancı tüccarlar vs. kadar asla görmedi. Günümüzde de maalesef asırlar geçmesine rağmen devletimizin kendi insanına verdiği değer sorgulanmalıdır. Şimdi Suriyeliler için benzer bir durum söz konusu. Avrupa Birliği, mülteci geçişinin kontrolü için Türkiye 'yi bir sınır olarak gördü ve Türkiye'ye Suriyelileri ülkede tutması için 3 milyar euro yardım gönderimi başlattı ve Türkiye bu parayı kısım kısım alıyor. Fakat bu miktar şimdi ve gelecekte yaşayacağımız sıkıntıları karşılayacak mı? Her toplumun genel bir ahlak yapısı vardır ve belli bir medeniyet seviyesine ulaşmaya çalışır, iyi gelişen bir devlet sosyolojik olarak da ilerleyen devlettir. Siz gelip farklı milletten, kültürden, farklı adet ve geleneklere sahip, ahlak yapısı farklı olan 5 milyon insanı bir anda Türk halkıyla karıştırıyorsunuz. Daha alt bir kültürü daha üst bir kültürün içerisine sokabilirsiniz ama milyonlar işin içine girdiğinde bu durum birçok açıdan geriletici sorunları meydana getirir. Turgut Özal döneminde resmi rakamlara göre 4 milyon Kürt , Irak'tan Türkiye'ye geçiş yaptı. Bu geçiş 1991 yılında başladı.PKK uzun süre ardı arkası kesilmeyecek eylemlerine ise tam olarak 1994 yılından itibaren başlamıştır ve Türkiye için büyük sorun haline gelmiştir. Sizce Irak'tan gelenlerin buna etkisi nedir? Cevabı size bırakıyorum...   Ülkemizden daha fazla göç alan , farklı milletleri içerisinde barındıran ülkeler elbetteki var. Örnek verecek olursak, Amerika Birleşik Devletleri bu örneğin en gözdesi konumunda olacaktır. Kuruluşu ve yapısı itibarıyla birçok farklı etnik kökenden , kültürden oluşan ABD toplumsal olarak çok kaliteli bir ülke olmasa da bu farklılığı idare edebiliyor. Bunun başlıca sebebi olan Hollywood sayesinde kültürünü dünyaya sevdirmesi, özendirmesi olmuştur. Ne zaman ki Türk bayraklı bir t-shirt dünyada milyonlarca satılır, işte o zaman kültürümüzün baskınlığı farklı etnik kökeni ülkemizde barındırmayı idare edebilecek hale gelir. Çünkü onlar bize benzemeye çalışacaktır. Asimile politikalarıyla uğraşmanıza gerek bile yok ne güzel değil mi...? Ayrıca bu bana açıklamam gereken farklı bir soruyu daha doğuruyor; asimilasyon gerekli midir? Kısacası evet, gereklidir. Dünyanın bir gerçeği olarak ülkelere bölünmüş bir haldeyiz, gönül ister ki sınırlar kalksın, herkes dilediği yerde rahatça yaşayabilsin, ama maalesef insan sosyal bir varlık olduğu kadar aynı zamanda yerleşik düzende yaşamak isteyen bir varlıktır. Kısacası sınırların olmadığı bir dünya görüşü ütopik bir görüştür. Her insanın özünde tutunduğu bir amaç vardır, insan için geçmiş gelecek kadar önemlidir, amaçlarımız,inançlarımız içinde olduğumuz toplumla şekillenir. Doğup büyüdüğün yer , yaşadığın insanlar her zaman insan için farklıdır, çünkü her insan için dünyanın merkezi kendisidir ve bu merkezde birlikte yaşadığı toplum onun için önemlidir. Toplumsal kalite arttıkça , bireyin mutlak özgüvenine , refahına ... ve daha birçok unsurunu arttırıcı etki olacaktır. İşte milliyetçiliğin temelini genel olarak bunlar oluşturur. Bir ağacın kökünü saldığı yer önemlidir, bu kökler uzadıkça toprakta daha çok kaynağa ulaşır ve ağacı güçlendirir, işte bu kökü toplum oluşturmaktadır. Toplumsal seviyemiz ne kadar ilerlerse o kadar kök salacağız... Bizler  kadar ortak gayesi olmayan, farklı kültürde,ahlakta olan toplumların içimize karıştığında gayemize ortak olmadıkça, parazitten farkı da olamayacaktır!

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge